
18 Ekim 2008 Cumartesi
17 Ekim 2008 Cuma
Kumsalda Bir Adam
Ali Suad
Bir adam, büyük bir denizin sahilinde durmuş, dalgaların düzeltiği kumsala resim çiziyordu. Ama resmini bitirmesiyle birlikte, köpüklü bir dalga geldi ve onu silip süpürdü. Adam bu işe çok üzüldü ve vakit geçirmeden yeni bir resim daha çizdi. Bu ikinci resim bir öncekinden daha güzel olmuştu. Ama yine kocaman köpüklü bir dalga geldi ve resmi silip süpürdü.
Adam ikinci resminin gözlerinin önünde kaybolup gitmesinden derin bir ah çekti ve tekrar yeni bir resim daha çizmeye başladı. Bu üçüncü resim bittiğinde ilk ikisinden de güzel olmuştu ki, yine bir dalga geldi ve onu da silip süpürdü.
Kumsaldan hızla çekilip giden dalganın ardından hüzünle bakan adam, bu sefer biraz kızdı. Ancak yeni bir resim çizmekten de geri durmadı. Şu işe bakın ki, dördüncü resim öteki üç resimden de güzel oldu. “İşte!” dedi adam. “Ne güzel bir resim yaptım böyle!”
Adamın sözleri dudaklarından henüz kopmuştu ki, bir dalga daha köpük köpük kendini kumsala vurdu ve sonuncu en güzel resmi de, alıp götürdü.
Üzgün ve kızgın adam, elindeki sopayı savurup attı ve:
“Bu iş böyle olmayacak!” dedi. “Ben her seferinde bir öncekinden daha güzel bir resim yapıyorum, ama dalgalar her seferinde onu silip süpürüyorlar.”
Sonra, durdu ve dalga dalga kabaran denize bakıp düşünmeye başladı:
“Eğer dalgalar ilk yaptığım resmi alıp götürmeselerdi, ben ondan daha iyisini yap(a)mazdım. Eğer bir öncekinden güzel ikinci resmimi alıp götürmeselerdi, ilk ikisinden de güzel olan üçüncü resmi yap(a)mazdım. O dahi gitmeseydi, üçüncüyü ve onun akibetide dalgalarla birlikte çekip gitmek olmasaydı, en güzel eserim olan dördüncüyü yap(a)mazdım. O zaman da, ne kadar güzel resim yapabileceğimi asla bilemez, ilk resmimin yapabileceğim en güzel resim olduğunu zannederek, bütün bir ömrümü geçirirdim. Öyleyse, başıma gelen bu işler, göründüğü kadar kötü değil. Hatta içimdeki güzellikleri açığa çıkarmama sebeb oldukları için güzel! ”
Sonra o adam, o sahilden büyük bir hayat dersini yanına alarak ayrıldı.
Zafer dergisi nisan 2006
Bir adam, büyük bir denizin sahilinde durmuş, dalgaların düzeltiği kumsala resim çiziyordu. Ama resmini bitirmesiyle birlikte, köpüklü bir dalga geldi ve onu silip süpürdü. Adam bu işe çok üzüldü ve vakit geçirmeden yeni bir resim daha çizdi. Bu ikinci resim bir öncekinden daha güzel olmuştu. Ama yine kocaman köpüklü bir dalga geldi ve resmi silip süpürdü.
Adam ikinci resminin gözlerinin önünde kaybolup gitmesinden derin bir ah çekti ve tekrar yeni bir resim daha çizmeye başladı. Bu üçüncü resim bittiğinde ilk ikisinden de güzel olmuştu ki, yine bir dalga geldi ve onu da silip süpürdü.
Kumsaldan hızla çekilip giden dalganın ardından hüzünle bakan adam, bu sefer biraz kızdı. Ancak yeni bir resim çizmekten de geri durmadı. Şu işe bakın ki, dördüncü resim öteki üç resimden de güzel oldu. “İşte!” dedi adam. “Ne güzel bir resim yaptım böyle!”
Adamın sözleri dudaklarından henüz kopmuştu ki, bir dalga daha köpük köpük kendini kumsala vurdu ve sonuncu en güzel resmi de, alıp götürdü.
Üzgün ve kızgın adam, elindeki sopayı savurup attı ve:
“Bu iş böyle olmayacak!” dedi. “Ben her seferinde bir öncekinden daha güzel bir resim yapıyorum, ama dalgalar her seferinde onu silip süpürüyorlar.”
Sonra, durdu ve dalga dalga kabaran denize bakıp düşünmeye başladı:
“Eğer dalgalar ilk yaptığım resmi alıp götürmeselerdi, ben ondan daha iyisini yap(a)mazdım. Eğer bir öncekinden güzel ikinci resmimi alıp götürmeselerdi, ilk ikisinden de güzel olan üçüncü resmi yap(a)mazdım. O dahi gitmeseydi, üçüncüyü ve onun akibetide dalgalarla birlikte çekip gitmek olmasaydı, en güzel eserim olan dördüncüyü yap(a)mazdım. O zaman da, ne kadar güzel resim yapabileceğimi asla bilemez, ilk resmimin yapabileceğim en güzel resim olduğunu zannederek, bütün bir ömrümü geçirirdim. Öyleyse, başıma gelen bu işler, göründüğü kadar kötü değil. Hatta içimdeki güzellikleri açığa çıkarmama sebeb oldukları için güzel! ”
Sonra o adam, o sahilden büyük bir hayat dersini yanına alarak ayrıldı.
Zafer dergisi nisan 2006
16 Ekim 2008 Perşembe
15 Ekim 2008 Çarşamba
Buyurun birlikte düşünelim!..
AHMED ŞAHİN
Tefekkür bir konuyu en ince ayrıntısına kadar düşünüp, başı-sonu-ortası ve neticeleriyle birlikte ele almaktır. Bu yüzden “Bir saatlik imani tefekkür bir yıllık nafile ibadetten hayırlıdır” denmiştir. Peki böyle bir tefekkürü nasıl yapabiliriz?
Önce Efendimiz (sas) Hazretleri’nin bir hadisini okuyalım, sonra konuları birlikte düşünmeye başlayalım. Hadis-i şerif bize şöyle bir hatırlatmada bulunmaktadır:
- Kısa bir müddet düşünmek, uzun bir müddet nafile namaz kılmaktan hayırlıdır.
Öyle ise gelin sizinle kısa bir müddet düşünelim. Yani uzunca bir müddet nafile namaz kılmış gibi olalım. Ama bunu nasıl yapalım? Kitaplık çapta kısa sözleri okuyarak...
Çünkü her söz bir kitap kadar mana yüklüdür. Bunu ise düşünerek okursak anlarız. Gönülden tasdik ederek incelersek fark ederiz. Buyurun, kitaplık çapta sözleri düşünerek okumaya, gönülden tasdik ederek incelemeye... Yani nafile namazdan da üstün bir iş yapmaya.
1- Bir kimse kendini çok akıllı bilir de, kimse ile istişare etmezse, en akılsızların yapmayacağını yapar da mahcup olmaktan kurtulamaz.
2- Bir kimse kendini çok akıllı bilmez de çevresiyle istişareye ihtiyaç duyarsa, Allah ona akıllıların dahi düşünemeyeceği iyilikleri ilham eder, en doğru kararı aldırır.
3- Bir kimse başkasının perdesini açar da ayıbını ilan ederse, bir gün kendisinin de perdesi açılır, ayıpları ilan edilir.
4- Bir kimse kendi ayıbını görmeye başlarsa, başkasının ayıbıyla meşgul olmaktan utanır, onu diline dolamaktan vazgeçer...
5- Bir kimse Allah’ın kendisine ihsan ettiği nimetleri düşünürse, başkalarına ihsan ettiği nimetlere haset etmez. Şayet kendisine ihsan ettiği nimeti düşünmezse, başkasına ihsan ettiği nimetlere haset etmekten kendini alamaz. O nimetlere asıl kendisinin layık olduğu vehminden kurtulmaz...
6- Bir kimse kendi yanlışlarını hatırında tutarsa, başkasının yanlışlarını büyük görmez. Kendi yanlışlarını unutursa başkasının yanlışlarını büyüterek anlatmaktan zevk alır, kendine pay çıkarır.
7- Bir kimse başkası için bir kuyu kazarsa, eninde sonunda kendisi de kazdığı kuyuya düşer.
9- Bir kimse başkasını ayıplarsa, kendisi de aynı şeyle bir gün ayıplanır!..
1O- Bir kimse kendi haya (utanma) perdesini yırtarsa artık onu hiçbir perde gizleyemez.
11- Bir kimse ahlaken düşüklerle arkadaşlık ederse, kendisi de ahlaken düşüklerden sayılır.
12- Bir kimse alimlerle, salihlerle oturursa, kendisi de alim, salih gibi ilgi görür.
13- Bir kimse geçmişini düşünürse sabırlı olur, geleceğini düşünürse tedbirli davranır...
14- Bir kimse büyüklük taslarsa Allah onu küçültür, küçük görünürse Allah onu büyütür.
15- Bir kimse dini hafife alırsa kendisi de hafife alınır. Dine hürmet gösterirse kendisine de hürmet gösterilir.
16- Bir kimse başkasının malını kendisi için mubah görürse, bir gün birileri çıkar onun malını kendisi için mubah görür...
17- Bir kimse dinde aşırılaşırsa, bir gün kendisi de çıkardığı aşırılığa dayanamaz, aşağılara düşer...
18- İfrat ile tefrit iki uçtur. Uçlarda yer almak, merkezden uzak kalmak demektir. En doğrusu, ortada olmak, gövdeyi temsil etmektir.
19- İbadet ve iyilikleri çok yapıp kısa zaman sonra bırakmaktansa, az yapıp ömür boyu devam ettirmek daha hayırlıdır...
2O- Adalet ile zulüm karşılıklı iki yol gibidirler. Birine yönünü dönen ötekine arkasını çevirmiş olur. Siz adalet yoluna yönelin ki, zulüm arkanızda kalıp sizden uzaklaşsın...
Zaman ailem Sayı:230
Bölüm:Kavramlar
Tefekkür bir konuyu en ince ayrıntısına kadar düşünüp, başı-sonu-ortası ve neticeleriyle birlikte ele almaktır. Bu yüzden “Bir saatlik imani tefekkür bir yıllık nafile ibadetten hayırlıdır” denmiştir. Peki böyle bir tefekkürü nasıl yapabiliriz?
Önce Efendimiz (sas) Hazretleri’nin bir hadisini okuyalım, sonra konuları birlikte düşünmeye başlayalım. Hadis-i şerif bize şöyle bir hatırlatmada bulunmaktadır:
- Kısa bir müddet düşünmek, uzun bir müddet nafile namaz kılmaktan hayırlıdır.
Öyle ise gelin sizinle kısa bir müddet düşünelim. Yani uzunca bir müddet nafile namaz kılmış gibi olalım. Ama bunu nasıl yapalım? Kitaplık çapta kısa sözleri okuyarak...
Çünkü her söz bir kitap kadar mana yüklüdür. Bunu ise düşünerek okursak anlarız. Gönülden tasdik ederek incelersek fark ederiz. Buyurun, kitaplık çapta sözleri düşünerek okumaya, gönülden tasdik ederek incelemeye... Yani nafile namazdan da üstün bir iş yapmaya.
1- Bir kimse kendini çok akıllı bilir de, kimse ile istişare etmezse, en akılsızların yapmayacağını yapar da mahcup olmaktan kurtulamaz.
2- Bir kimse kendini çok akıllı bilmez de çevresiyle istişareye ihtiyaç duyarsa, Allah ona akıllıların dahi düşünemeyeceği iyilikleri ilham eder, en doğru kararı aldırır.
3- Bir kimse başkasının perdesini açar da ayıbını ilan ederse, bir gün kendisinin de perdesi açılır, ayıpları ilan edilir.
4- Bir kimse kendi ayıbını görmeye başlarsa, başkasının ayıbıyla meşgul olmaktan utanır, onu diline dolamaktan vazgeçer...
5- Bir kimse Allah’ın kendisine ihsan ettiği nimetleri düşünürse, başkalarına ihsan ettiği nimetlere haset etmez. Şayet kendisine ihsan ettiği nimeti düşünmezse, başkasına ihsan ettiği nimetlere haset etmekten kendini alamaz. O nimetlere asıl kendisinin layık olduğu vehminden kurtulmaz...
6- Bir kimse kendi yanlışlarını hatırında tutarsa, başkasının yanlışlarını büyük görmez. Kendi yanlışlarını unutursa başkasının yanlışlarını büyüterek anlatmaktan zevk alır, kendine pay çıkarır.
7- Bir kimse başkası için bir kuyu kazarsa, eninde sonunda kendisi de kazdığı kuyuya düşer.
9- Bir kimse başkasını ayıplarsa, kendisi de aynı şeyle bir gün ayıplanır!..
1O- Bir kimse kendi haya (utanma) perdesini yırtarsa artık onu hiçbir perde gizleyemez.
11- Bir kimse ahlaken düşüklerle arkadaşlık ederse, kendisi de ahlaken düşüklerden sayılır.
12- Bir kimse alimlerle, salihlerle oturursa, kendisi de alim, salih gibi ilgi görür.
13- Bir kimse geçmişini düşünürse sabırlı olur, geleceğini düşünürse tedbirli davranır...
14- Bir kimse büyüklük taslarsa Allah onu küçültür, küçük görünürse Allah onu büyütür.
15- Bir kimse dini hafife alırsa kendisi de hafife alınır. Dine hürmet gösterirse kendisine de hürmet gösterilir.
16- Bir kimse başkasının malını kendisi için mubah görürse, bir gün birileri çıkar onun malını kendisi için mubah görür...
17- Bir kimse dinde aşırılaşırsa, bir gün kendisi de çıkardığı aşırılığa dayanamaz, aşağılara düşer...
18- İfrat ile tefrit iki uçtur. Uçlarda yer almak, merkezden uzak kalmak demektir. En doğrusu, ortada olmak, gövdeyi temsil etmektir.
19- İbadet ve iyilikleri çok yapıp kısa zaman sonra bırakmaktansa, az yapıp ömür boyu devam ettirmek daha hayırlıdır...
2O- Adalet ile zulüm karşılıklı iki yol gibidirler. Birine yönünü dönen ötekine arkasını çevirmiş olur. Siz adalet yoluna yönelin ki, zulüm arkanızda kalıp sizden uzaklaşsın...
Zaman ailem Sayı:230
Bölüm:Kavramlar
13 Ekim 2008 Pazartesi
12 Ekim 2008 Pazar
Hadis
. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:"Yedi helâk ediciden kaçının!"Denildi ki:"Ey Allahın Resûlü, onlar nedir?"Şöyle buyurdu:"Allaha ortak koşmak, sihir yapmak, haksız yere adam öldürmek, yetim malı yemek, zina etmek, cihad günü cepheden kaçmak, namuslu hanımlara iftira atmak."Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


